Tutuklu ve Hükümlülerin Cenaze İzni: Yasal Şartlar ve Başvuru Usulü

Tutuklu ve Hükümlülerin Cenaze İzni: Yasal Şartlar ve Başvuru Usulü

Ceza infaz kurumlarında özgürlüğünden mahrum bırakılan bireylerin, yakınlarının vefatı durumunda gerçekleştireceği başvurular, infaz hukuku ve ceza hukukunun ortak alanlarından birisini oluşturur. Türk ceza infaz rejiminde ceza infaz kurumunda bulunan kişilerin dış dünya ile bağlarının korunması, yalnızca bir lütuf değil; Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel ve aile hayatına saygı hakkının zorunlu bir sonucudur. Bir avukat gözüyle bakıldığında, yakınının acısını yaşayan bir mahpusun cenaze merasimine katılım hakkı, bürokratik engellere veya keyfi idari tercihlere kurban edilemeyecek kadar kıymetli bir usuli güvencedir.

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve ilgili yönetmelik hükümleri, bu hakkın kullanımını belirli şekil ve esas şartlarına bağlamıştır. Ancak uygulamada karşılaşılan hak ihlalleri, idarenin takdir yetkisini aşan soyut gerekçeleri ve zaman unsuru gözetilmeksizin verilen geç kararlar, yargı denetimini zorunlu kılmaktadır. Bu incelemede; normatif dayanaklar, Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatları çerçevesinde tutuklu cenaze izni ve hükümlülerin mazeret rejimleri tüm yönleriyle ele alınmıştır.

Hükümlüler Bakımından Cenaze İzni Şartları (CGTİK m. 94)

Hükümlü statüsünde bulunan kişilerin yakınlarının vefatı halinde yararlanabileceği izin rejimleri ikiye ayrılmaktadır. Bunlardan ilki, 5275 sayılı Kanun'un 94/1-a maddesinde düzenlenen ve iyi halli olma şartına bağlanan on güne kadar mazeret iznidir. İkincisi ise doğrudan ölüm olayıyla tetiklenen ve iyi hallilik koşulu aranmayan cenazeye katılma hakkıdır. Kanun koyucu, hükümlü tutuklu cenaze izni rejimini düzenlerken hükümlünün statüsüne göre farklı kriterler öngörmüştür.

Kanun'un 94/2. maddesi uyarınca, hükümlünün bu haktan yararlanabilmesi için şu yasal unsurların bir arada gerçekleşmesi şarttır:

1. Derece Akrabalık Bağı: Vefat eden kişinin hükümlünün eşi veya ikinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından biri olması gerekmektedir.

2. Güvenlik ve Tehlikelilik Durumu: Cenazeye katılımın güvenlik bakımından sakınca oluşturmaması ve hükümlünün idare gözünde "tehlikeli" statüsünde yer almaması icap eder.

3. Refakat ve Onay: Dış güvenlik görevlilerinin refakati ve Cumhuriyet Başsavcılığının onayı zorunludur.

Burada en kritik husus, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olan kişilerin 5275 sayılı Kanun'un 25. maddesi gereğince bu haktan kesin olarak yararlanamamasıdır. Ayrıca, kanun metninde yer alan "verilebilir" ibaresi başsavcılığa takdir yetkisi verse de, bu yetki keyfi bir yasaklama yetkisi anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, m. 94/2 kapsamında aranan şartlar arasında iyi hâlli olma şartı yer almamaktadır (Mehmet Balaban Kararı). İdarenin "hükümlü disiplin cezası aldı" gerekçesiyle cenaze iznini reddetmesi, açık bir kanun ihlalidir.

Tutuklular Bakımından Cenaze İzni Şartları (CGTİK m. 116/2)

Soruşturma veya kovuşturma evresinde henüz hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmayan tutuklular bakımından rejimi düzenleyen temel norm 5275 sayılı Kanun'un 116/2. maddesidir. Buna göre, ikinci derece dahil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin ölümü halinde tutukluya, ceza infaz kurumu en üst amirinin önerisi ve Cumhuriyet başsavcılığının onayıyla izin verilebilir.

Tutuklular yönünden hükümlülerden farklı olarak kanuni metne eklenen en temel ölçüt, soruşturmanın veya kovuşturmanın selameti şartıdır. Savcılık makamları, bu ibareyi adeta otomatik bir ret gerekçesi olarak kullanma eğilimindedir. Oysa ceza muhakemesi dogmatiği, soyut iddialarla temel hakların kısıtlanmasına izin vermez.

Anayasa Mahkemesi kararlarında, soruşturmanın selameti gerekçesinin somut olgu ve delillerle desteklenmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Tutuklunun cenazeye katılması halinde delilleri karartacağı veya kaçacağı yönünde somut bir şüphe bulunmaksızın, yalnızca suçun vasfına dayanarak verilen ret kararları hak ihlali teşkil etmektedir (Abuzer Uzun Kararı).

⚖️ Anayasa Mahkemesi 2. Bölüm — B. No: 2016/61250, K. T. 13/6/2019 ⚠️ İHLAL KARARI
"Tutuklunun cenaze merasimine naklinde güvenlik yönünden zafiyet oluşacağı gerekçesiyle cenazeye götürülmemesi halinde, infaz kurumu ile cenazenin defnedileceği yer arasındaki yol güzergâhı boyunca güvenlik ve asayiş bakımından ne gibi sorun veya riskler olduğu somut olarak belirtilmeli ve talebin reddedilmesinin gerekçesi inandırıcı bir şekilde ortaya konulmalıdır."

Uygulamada En Çok Yanılgıya Düşülen Husus: Gece Konaklaması ve Refakat Sınırı
Tutukluya mahkeme veya başsavcılıkça yol hariç iki güne kadar cenaze izni verilmesi; tutuklunun izin süresince geceyi taziye evinde veya ailesinin yanında geçirebileceği anlamına gelmez. Uygulamada tutuklu yakınları ile kolluk görevlilerini en çok karşı karşıya getiren bu uyuşmazlıkta Yargıtay Ceza Dairesi, izin rejiminin sınırlarını net biçimde çizmiştir. Kaçma riskini önlemek amacıyla tutuklunun gündüz defin ve taziyeye katıldıktan sonra geceyi en yakın kapalı ceza infaz kurumunda "misafir tutuklu" olarak geçirmesi kanuni bir zorunluluktur; bu uygulama hürriyeti tahdit suçu oluşturmaz.

⚖️ Yargıtay 14. Ceza Dairesi — E. 2013/6119, K. 2013/7594, T. 13.06.2013 ⚠️ BOZMA / REFAKAT VE GECE KONAKLAMASI
"5275 sayılı Kanun'un 116/2. maddesi uyarınca cenaze izni verilen tutuklunun, izin süresince gündüzleri cenaze ve taziye evinde bulunması, ancak geceyi geçirmek üzere kaçmasının engellenmesi amacıyla yol üzerindeki en yakın Tekirdağ Cezaevine teslim edilerek geceyi burada misafir tutuklu olarak geçirmesi işlemleri; Jandarma Teşkilatı Yönetmeliği'nin 75. maddesi ve mülki görevin gereği olup TCK m. 24 uyarınca kanunun hükmünü yerine getirme niteliğindedir. Görevli kolluk personelinin eyleminde hukuka aykırılık unsuru ve suç işleme kastı bulunmadığından, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan (TCK m. 109) beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi kanuna aykırıdır."

Başvuru Usulü, Gerekli Belgeler ve Sürat Yükümlülüğü

Uygulamada tutuklunun cenaze izni alması süreçleri saatlerle yarışılan, son derece titiz yürütülmesi gereken idari adımlardır. Başvurunun gecikmesi, hakkın doğasına aykırı şekilde cenazenin defnedilmesinden sonra kararın çıkmasına yol açmaktadır. Bu nedenle bir ceza avukatı tarafından yürütülen süreçte şu aşamalara harfiyen uyulmalıdır:

1. Talebin Sunulması: Tutuklu veya hükümlünün bizzat kendisi ya da vekili aracılığıyla, ceza infaz kurumunun bağlı bulunduğu Cumhuriyet Başsavcılığına derhal yazılı talepte bulunulması gerekir.

2. Evrakların Eklenmesi: Dilekçeye, vefat eden yakının nüfus kayıt örneği veya ölüm belgesi, cenaze evinin açık adresi, defin yapılacak mezarlık bilgisi eksiksiz eklenmelidir.

3. Masraf ve Harcırahın Yatırılması: Hükümlü ve Tutuklulara Yakınlarının Ölümü veya Hastalığı Nedeniyle Verilebilecek Mazeret İzinlerine Dair Yönetmelik m. 13 uyarınca, dış güvenlik görevlilerinin harcırah, yol ve konaklama giderleri mahpusun kurum hesabından karşılanır. Bu masraf yatırılmadan savcılık kolluk yazışmalarını başlatmamaktadır.

Ölüm olaylarının ani geliştiği ve Türk geleneklerinde defin işlemlerinin hızla yapıldığı izahtan varestedir. Anayasa Mahkemesi, Rasul Kocatürk Genel Kurul kararında; talep tarihi ile kararın tebliği arasında geçen birkaç günlük gecikmenin dahi tek başına hak ihlali doğuracağını, kamu makamlarının olağanüstü bir süratle hareket etmek zorunda olduğunu hükme bağlamıştır.

⚖️ Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu — B. No: 2016/8080, K. T. 26/12/2019 ⚠️ GENEL KURUL İÇTİHADI
"Ülkemiz geleneklerinde cenazenin bekletilmeden defnedildiği bilinen bir olgudur. Bu nedenle yakını ölen hükümlünün izin talebinin, kamu makamlarınca süratle harekete geçilerek olabilecek en kısa sürede sonuçlandırılması önem arz etmektedir. Şayet talebin karşılanması imkân dahilinde görülmezse bu duruma ilişkin zorunluluk hâllerinin ve güvenlik risklerinin somut olgulara dayalı olarak açıklanması gerekir."

İzin Verilmemesi Halinde Başvuru Yolları ve İnfaz Hâkimliği Denetimi

Başsavcılık tarafından tutuklu cenaze izni talebinin reddedilmesi veya süresinde karar verilmeyerek zımnen reddedilmesi durumunda başvurulacak kanun yolları 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nda düzenlenmiştir. Kararın öğrenilmesinden itibaren 15 gün, her halükarda talebin sunulduğu tarihten itibaren 30 gün içinde infaz hâkimliğine şikâyet yoluyla başvurulabilir.

İnfaz hâkimliği incelemesini dosya üzerinden yapar. Verilen karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. Ağır ceza mahkemesinin vereceği karar kesindir. Ancak infaz hukuku uygulamasında, infaz hâkimliğinin yetkisinin işlemin iptaliyle sınırlı olması, bu mekanizmanın acil durumlarda tazminat veya anında hak sağlama bakımından yetersiz kalmasına neden olmaktadır.

İşte bu noktada Anayasa Mahkemesi'nin istikrarlı içtihatları devreye girer. İnfaz hâkimliğinin tazminata hükmetme yetkisinin bulunmadığı ve sürecin yavaş işlediği gözetilerek, mahpusların doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yoluna gitmesi önünde hukuki bir engel bulunmadığı kabul edilmiştir. Ağır ceza mahkemesinde sanık müdafaasını üstlenen bir ağır ceza avukatının, ihlal iddialarını derhal yüksek yargı organının denetimine taşıması, müvekkilin hak arama hürriyetinin etkinliği açısından hayati önem taşır.

Sıkça Sorulan Sorular

Soru: Ağır ceza mahkemesinde yargılanan bir sanık için ceza avukatı aracılığıyla cenaze izni almak zorunlu mudur?
Cevap: Kanunen avukat aracılığıyla başvuru zorunluluğu bulunmasa da, talebin hukuki dayanaklarının doğru kurulması, savcılık ve kolluk yazışmalarının saatler içerisinde takip edilmesi teknik uzmanlık gerektirir. Hak kayıplarının önlenmesi adına bir ağır ceza avukatı desteği alınması sürecin hızlanmasını sağlar.

Soru: İnfaz hukuku kapsamında cenaze izni reddine karşı doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurulabilir mi?
Cevap: Evet. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, infaz hâkimliğinin tazminat ödeme yetkisinin olmaması ve cenaze gibi acil durumlarda olağan kanun yollarının zamanında sonuç doğurmaması nedeniyle doğrudan bireysel başvuru yolu etkindir.

Soru: Üçüncü derece akrabalar (amca, dayı, teyze) cenaze izni kapsamına girer mi?
Cevap: Mevzuat gereği izin hakkı eş ve ikinci derece dahil kan veya kayın hısımlarıyla sınırlıdır. Amca, dayı, hala ve teyze üçüncü derece hısım olduğundan yasal kapsamın dışındadır.

Soru: Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar bu haktan yararlanabilir mi?
Cevap: 5275 sayılı Kanun'un 25. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm olan hükümlüler cenazeye katılma izninden hukuken yararlanamazlar.

Telefon
WhatsApp
İnstagram
Telegram